Engin Altan Düzyatan, vahşi doğa fotoğrafçısı oldu; aslanlarla arasında sadece 1 metre vardı

Engin Altan Düzyatan, vahşi doğa fotoğrafçısı oldu; aslanlarla arasında sadece 1 metre vardı

Haziran 7, 2019 0 Yazar: admin

“Diriliş Ertuğrul” dizisinin yıldızı Engin Altan Düzyatan vahşi doğa fotoğrafçısı olma yolunda ilerliyor. Ruanda ’da gorillerin fotoğrafını çekmekle işe başlayan Düzyatan, geçen haftalarda Kenya ’daki Mara Nehri ’nde ‘büyük göç ’ü fotoğrafladı, yalnızca 1 metre mesafesinde olan aslanlarla burun buruna geldi.

İşte Engin Altan Düzyatan ’ın hedefiyle ilgili açıklamaları:

Afrika ’ya bir kere dışarı giden sonradan da her zaman gitmek istermiş. Seninki böyle bir tutkuyla mı başladı yahut daha çok barbar doğayı fotoğraflama tutkusu mu?

– Benimki fotoğraf merakıyla başlayan bir heves. Fotoğrafta da nedense kaba doğa fotoğrafı ilgimi çekiyor. Çünkü o stil fotoğraflara bakmaktan keyif alıyorum. Vahşi doğa fotoğrafı işine merak sarınca natürel ki akla başlangıçta Afrika geliyor. Afrika ’ya gidince de şehirden uzaklaşıyorsun. Iyice doğanın içinde yaşıyorsun. İnsanın özünde şehir yaşamı diye bir şey değil. Sonradan kanımıza işlemiş bir sistem.

Son Afrika seferimde 11 gün kaldım lakin bana üç-dört aymış gibi geldi.

Bir gün içerisinde ne kadar çok vaktim olduğunu ayrım ettim. Hem bir de şunu: Bir günde o kadar fazla başkalaşım oluyor ama orada. Hayvanların avlanması, bir yerden bir yere gitmeleri… Galiba bu yüzden hep dönmek istiyorsun Afrika ’ya.

Birincil gittiğin ülke hangisi?

– Kenya. daha sonra Ruanda ’ya gittim. Orada gorilleri çektim. En son tekrar Kenya ’da Masai Mara ’ya gittim.

Vahşi doğa fotoğrafçısı Süha Derbent sanırım gorilleri çekerken seninleydi…

– Evet, lakin bu son gidişimde yoktu. Zaten onun bir uçtan bir uca bu işe daldım. Tanıştık, dost olduk ve onunla gittik Ruanda ’ya.

Bu işin püf noktası ne? Süha seni nasıl yönlendirdi? Gorillere yaklaşıp fotoğraflarını sürüklemek kolay olmasa lüzum…

Bu meslek sahiden azıcık hissetmekle alakalı. Süha gerçekten hayvanlarla iletişim kuruyor. Ne yapacaklarını önceden sezebiliyor. Bu gidişimde ben de hayvanın ne yapacağını evvelden sezmeye başladım.

Çünkü matematiğini bilince, onlarla ilgilenince fiilen işi çözmeye başlıyorsun. Örneğin yeni yemek yemiş bir aslanın kalkıp sana bakmasını beklemek saçma.

Büyük ihtimalle 16 saat uyuyacaktır. Arabalara da alışılmış oldukları için seni hiç umursamıyorlar, orada yatıyorlar. Dolayısıyla içten zamanı bulmak lazım. Örneğin akşamüstüyse, avlanmak için çıkmışsa bil oysa sana iyi resim malzemesi çıkacak.

Ne kadar yaklaşabiliyorsun?

– Kesin bir hudut var. 3-4 metrenin altına düşmüyoruz. Ama tabii oraya yerleştikten sonra hayvan kalkıp bize içten gelirse geri kaçmıyoruz. Dolayısıyla aramızdaki mesafe ara sıra 1 metreye kadar düşüyor! Hayvan önümden ya da yanımdan geçiyor.

O zaman ani hareket yapmıyorsunuz?

Doğrusu arabadan inmemek tatmin edici. Çünkü arabayı büyük bir canlı olarak görüyor, ona bulaşmıyorlar. Fakat arabadan indiğin vakit hayvandan daha minik bir canlı haline geliyorsun. İşte o süre işler değişebiliyor!

Bu gidişimde hayvanların ne yapacağını önceden sezmeye başladım

Ama yavru gorilleri sevebilmişsiniz galiba…

– Onlara dokunabiliyorsun. Ama biz yine de dokunmadık. Çünkü müdahale etmek istemedik. O sana dokunursa yapacak bir şey yok. Gorillerle çok yakındık. Gümüş Sırt denilen lider goril 1 metre mesafemizdeydi. Düşün, Gümüş Sırt 20 tane Amerikan güreşçisi gücünde. böylece kocaman benden. Ve karşımda duruyor! Hiç unutmuyorum, aniden kalktı ve bana dürüst yürümeye başladı. Oturuyordum zaten, hiç hareket etmedim. Bana dokunarak yanımdan geçti. Buna yapabileceğim bir şey değil.

Fakat ben gidip onların yavrularına dokunmuyorum. Çünkü tüm rehberler “İnsanlara alışmaları iyi bir şey yok” diyor.

İnsana alıştıkça insandan korkmamaya başlıyorlarmış. Fakat insandan korkmaları gerekiyor.

Çünkü her insanı kendin gibi görmemen gerekiyor. Hâlâ onları avlayan millet var. Erkek goril yavrularının ellerinden kül tablası gerçekleştirmek için!

Korkunç bir şey! Ruanda hükümeti buna müsade veriyor mu?

– Hayır, fakat firari avlayan var. sırası gelmişken bütün doğan goriller ülkenin vatandaşı! Hangi tarafta doğduysa. Orada bir dağ var. Bir taraf Uganda, bir taraf Ruanda, bir taraf Kongo. Hangi sınırlar içinde goril doğduysa o ülke ona vatandaşlık ve isim veriyor. Önemli boyutlarda korunuyorlar. Şu lahza 550 civarındalar.

Gelelim son Kenya seyahatine ve büyük göçe… Onu nasıl planladın ve bu meslek nasıl sergi projesine dönüştü?

– Afrika ’nın hikayelerini dinlediğiniz vakit içiniz burkuluyor. 21. yüzyılda hâlâ suya ulaşamamaları gerçekten düşündürücü. Ancak toprağı kazsan her yerden su çıkıyor. Fakat yatırım yapılmadığından ırk su için kilometrelerce yürümek zorunda kalıyor.

Peki su kuyusu açılmak ne kadarlık bir yatırım?

– koskocoman değil. Bir su kuyusu açmak 5 bin dolar civarında. Bazı bölgelerde 10 bin dolara çıkıyor. Ruanda ’da böyle bir sorun değil, lakin Kenya ve Güney Afrika ’da var. Ben de küçük bir katkım olsun istedim.

Çektiğim fotoğrafların sergisini yapayım ve buradan elde edilecek gelirle Afrika ’da açabildiğim dek su kuyusu açayım…

Doğrusu son yolculuk bu fikirle gelişti.

Açılacak sergide kaç fotoğrafın sergilenecek?

– 12 bin resim arasından elediğim 70 tane meslek çıkacak sergiye. diğer taraftan belgelere dayanan çektim. Bir kanalda yayınlanacak. Demin bir yerle anlaşmadık. Sergiyi ise ekim sonuna yetiştirmeye çalışıyoruz.

İnternet dizisinin oyuncu için konforu diğer

Dijital platformlarda yayınlanan internet dizilerini olumlu buluyorum. Sonuçta sektör böyle gelişir. Daha fazla aktörü oynar, daha pozitif yazarı yazar, daha artı yönetmeni çeker hale getirirsek… “İnternet dizisinde oynamam” demek, gelişmeye açık olmamak demektir. Televizyon dizisinin süresi emin. Eğer bir şey değişmezse 120 dakika çekmeye devam edeceğiz. 50 dakikalık internet dizisinin ise keza hikaye keza de oyuncu için konforu başka. Ve artık dünyada bu iş böyle ilerliyor.

Büyük göç ne kadar sürüyor?

– Temmuz ortası gibi başlıyor, eylül ortasına kadar devam ediyor. Göçte en manâlı mevzu geçişi çekebilmek. Bütün besbelli Mara Nehri var. Geçiş sürüklemek istediğimiz için kampı bilhassa oraya kurduk. Hayvanlar çok ciddi rakamlarda göç ediyor. Milyon seviyesinde! Fakat kaç karakter gruplar halinde geçecekler, ne süre olacak, işte onu bilemiyorsun. genellikle yüzbinleri geçmiyor Mara Nehri ’nden geçenlerin sayısı. Lakin bir seferinde rehberimiz Ping de fazla şaşırdı. Çünkü milyona varan bir geçişti! Önce Ping “Bir duyum aldım” dedi, “Hayvanlar fazla birikmişler”. Bizi bulunduğumuz noktadan diğer bir yere götürdü o gün.

Bayağı önemli uzaklık gittik. Bütün gün bekledik. “Her Hâlükarda bir şey olmayacak” dedim kendi kendime. “Bekleyelim” dedi Ping. 2.5 saat daha sonra gerçekte geçtiler. 20 takvim kılavuz Ping bile o kadar büyük sayıda bir geçiş daha önce görmemiş!

Bu gidişimde Hayvanların ne yapacağını önceden sezmeye başladım

Derhal hedefin kutup ayısı sürüklemek mi?

– Evet. Doğrusu bunun bir seri olmasını planlamıştım. Beşli bir proje. Afrika ’yı bitirdim, Kenya ve Ruanda. İkisi onlardı. Şu Anda hedefim Kuzey Kutbu ’nda ayı, Hindistan ’da Bengal kaplanı ve Brezilya Amazonlar ’da siyah leopar sürüklemek. Şartlar çok ağır natürel. Bir tarafta artı 60 derece, aralıksız sinek… Gönder ise eksi 60 ’lar… Bir hayalim daha var. O da Güney Kutbu ’nda imparator penguenleri çekmek! Fakat bu fazla pahalı bir yolculuk. Anakaradan bir buzula gidiyorsun, o buzuldan diğer bir buzula. Tek şahsiyet bir uçuş 250 bin dolara mâl oluyor. İmparator penguenlerini hâlâ bir Türk çekmemiş mesela. Gidersen ilk olursun. Bu da fazla güzel bir duygu.

“Walter Mitty ’nin Rahat Yaşamı” filminde fotoğrafçıyı oynayan Sean Penn ’i hatırlarsın. Çekmeyi fazla istediği kar leoparı tam objektifinin önüne geliyor lakin o çekmekten vazgeçiyor. Niçin vazgeçtiğini de şöyle açıklıyor: “Bir Takım anların içinde almak pek büyülüdür ancak o hayatın akışına bırakmak yerine fotoğrafını çekmek anın büyüsünü bozmaktan diğer bir şey değildir. Ben anın içinde kalmayı, fotoğrafını çekmeye seçim ederim.” Tıpatıp Sean Penn ’in oynadığı bu şahsiyet gibi sen de vazgeçer misin? O hayatın akışına bırakmak uğruna…

– Evet, tabii hatırlıyorum o filmi. Olabilir, yapabilirim. Lakin ondan sonra fotoğrafı vazgeçmek lüzumlu.

Bir yana tüm hayatımız Instagram tamamen fotoğraf. İnsanların fotoğraf için yaşar ışık halkası gelmesini nasıl buluyorsun?

– Azıcık ilginç bir koşul bu. Benim de bir hesabım var. Çok kullanmıyorum ama var. Ilk dönemler ben de kendimi cümbür cemaat ne yapıyor diye peşine düşüp takip ederken bulmuştum Instagram ’da. Fakat daha sonra bunun öbür bir dünya olduğunu ayrım ettim. Çünkü bu orada yaşadığımız bir dünya. Hakiki yaşadığımız dünya değil. Bir kurmaca, “Truman Show” gibi. Yaşamak istediğimiz dünyayı bir yere anekdot ediyoruz ve sırt sırta fotoğraflarını koyuyoruz. Ve oymuş gibi yapıyoruz.

Bunun sonu nereye varabilir?

– Geçenlerde bir şey okudum. Yapay zekalar kendi arasında iletişime geçmeye başlamış. Bu yüzden yapay zeka hikayesi durdurulmuş. Gerçekte insanlık, fazla klişe olacak lakin yalnızlaşıyor. bir de sosyal medyaya sürüklemek için koyduğumuz fotoğraflara sBu gidişimde Hayvanların ne yapacağını evvelden sezmeye başladım sonra dönüp bakmıyoruz bile. Bir tatile gittin diyelim, o fotoğraflara bitmiş bakıyor musun? Katiyen. Kurmak için çekiyoruz. O yüzden ben adamakıllı koptum. Artık kim ne yapıyor diye bakmıyorum bile. Afrika ’dayken hiç fotoğraf da çekmedim, telefona da bakmadım. Seviyorum bu hali…

İnziva halini?

– Evet, güzel bir hal. Durabilme hali. Ne kadar durabiliyoruz o bambaşka. Şehir Halkı bizi içine çekiyor.

En Ince Ayrıntısına Kadar soyutlayabilir misin kendini? Kimse olmadan herhangi bir yerde?

– History kanalında pek bir program var, “Alone” diye. Ona bulunma çok istiyorum doğrusu. Seni tek başına dünyanın en baskı yerlerinden birine bırakıyorlar. Eline sadece bir tane telsiz veriyorlar. Kaç gün bunu yaparım bilmiyorum. Fakat kendi kendinelik durumunu severim. Denemek isterdim.

Bir yandan da konfor hepimizi tutsak eden bir şey. Konforu ne dek bırakabilirsin?

– Belki mesleğimle ilgili ama ben fazla konformist değilim. Her yere ayak uydurabilirim. Hangi ortama girersem gireyim oranın hikayesini anlayabiliyorum girdiğimde. Kendi hikayemi beklemiyorum. Oranın hikayesi neyse, o hikayenin içinde duruyorum bir şekilde. Aslında her yere harmoni sağlıyorsun.

Çünkü insan düzen sağlayabilen bir canlı. Normalde de ahenkli bir adamım. Kendi isteklerim olsun diye beklemem. Afrika ’da da öyleydim.

Orada duşunu bir tasla alıyorsun. Ondaki su bitti mi, bitti… Sonuçta ihtiyacımız olan bir takım şeylere böylece da ihtiyacımız yok aslında.

Almamız gerektiğini söyledikleri için alıyoruz. Her yıl bu akıllı telefonları yeniliyoruz örneğin. Niçin? Ben eskisiyle yenisinin farkını hiç anlamıyorum.,

Bu gidişimde Hayvanların ne yapacağını evvelden sezmeye başladım

O dönemde yaşamak isterdim de ne dek yaşardım bilmiyorum!

En son “Diriliş Ertuğrul” dizisinden ayrılacağına dair haberler çıkmıştı…

– “Diriliş” bu sezon da devam ediyor. Dördüncü sezonumuz. Evet, her yıl ayrılacağıma karşın haberler çıkıyor. Ancak hiçbir vakit pek bir fikrimiz olmadı. Devam ediyorum. Bu son sezon mu olur bilmiyoruz fakat, yol içerisinde anlaşılacak.

O dönemde yaşamak ister miydin?

– Fazla zor bir dönem. Yaşamak isterdim de, ne değin yaşardım bilmiyorum! İnsan ömrü uzun olan da var. Ertuğrul Gazi 93 yaşında vefat ediyor. Ama kaç tane savaştan sağ çıkıyor. öyle savaştan sağ çıkabilir miydim, bilinmez. Dönem girift bir dönem. Şartlar fazla ağır. Göçebe yaşam da böylece. O dönemde yaşamak kolay değilmiş.

20 ’li yaşlarımda olsaydım yapardım!

Ekstrem işleri seviyorum. 20 ’li yaşlarda olsaydım, yarasa adam kıyafetleriyle uçuyorlar ya, onu yerine getirmek isterdim! Fakat bunu 500 atlayıştan sonradan oysa yapabiliyorsun. Şu Anda bu yaştan sonra paraşütle 500 atlayış yap, daha sonra da yarasa adam kıyafetiyle atla, geç kaldım ona!

Anneannemin çiftliğini unutamam

Beni doğaya çeken şey, çocukken her hafta sonu gittiğim anneannemin Menderes ’teki çiftliği oldu ola ki de… Anneannemi İzmir ’e getiremezdik. Bir odanın içinde durma fikri ona anlamsız gelirdi. “Konserve kutusunda yaşıyorsunuz” derdi. -Hürriyet