Hazal Kaya, Bizim Hikaye dizisi hakkındaki gerçeği ilk kez açıkladı!

Hazal Kaya, Bizim Hikaye dizisi hakkındaki gerçeği ilk kez açıkladı!

Haziran 3, 2019 0 Yazar: admin

Star TV’nin İstanbullu Gelin dizisi ekranlara veda etti.

Final bölümüyle izleyenleri keza üzen ayrıca de güldüren dizide Esma’nın ani ölümü, bütün aileyi sarstı.

Sabah birlikte kahvaltı yapan Boranlar, Esma’nın hiç bir şey hatırlamaması, Faruk’u babası, Süreyya’yı annesi sanması üstüne, ona travma yaratmamak namına rol yaparken, Esma her şeyden habersiz mutlu günler geçiriyordu.

O sabah, Faruk, Fikret ve Osman kahvaltıdan sonradan işe sırası gelmişken annelerine yeniden göremeyeceklerini bilmeden uzun uzun sarıldılar.

Cümbür Cemaat gittikten sonra Süreyya, Esma’nın tokasını elde etmek için odaya çıktı. O anda esen bir rüzgar tüm perdeleri havalandırırken, Süreyya’nın içine fena bir his doğdu. Çabucak koşarak bahçeye indiğinde Esma’yı sandalyede ölmüş olarak buldu.

“Bundan Böyle özgürsün” diyerek Esma’ya sarılan Süreyya, gözyaşlarına boğuldu.

Esma, Ilginç’le buluşmuştu bundan böyle. Göl kenarına gelen Esma, Garip’in omzuna yaslanarak “Hayatımda hiç bu dek hafif hissetmemiştim. Bitti mi şimdi?” diye sordu Ilginç’e. Garip ise “Daha yeni başlıyor” sözleriyle kavuştuklarını anlatıyordu.

Kötü haber tez yayıldı ve bütün aile ile birlikte, Bursa halkı da Esma’nın ölümünü duydu. Cenazeye fazla sayıda kişi katıldı.

Adem de Esma’nın ölümünden çok etkilendi. Terapistine gittiğinde, onun arkasından hiç bir vicdan azabı bırakmadan gittiğini söyledi. Esma, ölmeden önce bütün hesaplarını kapatmış ve huzurla, mutlu bir şekilde gitmişti. Adem, annesinin ölümünün bile kendisini bu dek sarsmadığı itirafında bulundu.

Aile, bu büyük şoku, birbirlerine sarılarak hafifletmeye çalışırken, konakta yaşamaya devam ettiler ve aradan 7 yıl geçti.

7 yıl daha sonra çok şey değişmişti!

Her fırsatta Esma’yı anan aile, onun istediği gibi birbirlerine sıkı sıkı kenetlenmiş ve büyük bir aile olarak birlikte yaşamayı öğrenmişlerdi.

Osman yazan olmuş, annesi anısına bir kitap yazmış ve imza gününde kitaplarını imzalatıyordu. Anastasya’dan ayrılmış, müzmin bekar olarak kendini yazmaya vermişti.

Süreyya fazla istediği mesleğini yapıyordu. Şarkıcılık yapan ve sahneye çıkan Süreyya, kimsesiz çocuklar için konserler veren meşhur bir ad olmuştu. Ipekli ise menajerliğini yapıyor, konserlerini organize ediyordu.

Faruk, restaurant işine devam ederken, Fikret, Akif ve Adem, şirketi daha da büyütmüş ve Esma’nın adını verdikleri yatılı bir lise açıyorlardı.

Akif ve Senem’in oğulları minik yaşta iyi bir piyanist olmuştu. Cihan, ailesi her ne değin anlamasa da kendisini müzik alanında geliştirmeye çalışan üstün yetenekli bir çocuktu.

Dilara, 7 yıllık ilişkisinden sonra Mert’in evlenme teklifini kabul etti. Mert’in kızı Arya’nın da bir aile olma isteğini geri çevirmedi ve Mert’e ‘Evet’ dedi.

Yaz büyümüş babasının restaurantında onunla pasta yapan, kızıl saçlı, sevimli bir kız olmuştu.

Gülistan ve Nazif’in ikiz kızları 7 yaşına gelmiş ve birinin ismini Esma koymuşlardı.

Güneş ve Adem’in evlatlık aldığı kızları Sude büyümüş, Dilara ve Adem’in oğulları Umut da Güneş’e anne demeye başlamıştı. Mutlu bir aile kurmuşlardı.

Amerika’daki Boranlar’ın minik oğulları Murat ve Bade’nin bir kızları olmuştu.

Emir de büyümüş ve ailenin bir parçası olarak mutlu bir yaşam sürüyordu. Yönetmen olma hayalleri kuran ve kısa filmler çeken Dikte, Londra’da sinema alanındaki çok özel bir okula kabul edildi.

İstanbullu Gelin dizisinin finali, büyük olaylar, şok edici durumlar yaşanmadan, yine hayatın içinden, yaşamın kendisine dokunan, aile olmanın önemini vurgulayan, bir arada kaldıkça hayatın daha da güzelleştiğini anlatan misyonuyla final yaptı.

Son sahnede ise Süreyya’nın 40. yaş doğumgünü için konağın bahçesindeki sürpriz parti vardı. Bütün aile ve konak sakinleri partide bir araya geldi.

Sürpriz partide, sürpriz hediye! Esma, yıllar evvelden düşünmüş ve herkesi şaşırtıcı bir adım atmıştı!

Süreyya’ya sürpriz bir paket gelmişti. Paketten bir tahtaya oyulmuş kuğu biçiminde bir broş ve bir mektup çıktı. Herkes şaşkınlıkla bakarken Süreyya mektubu okudu.

Mektup Esma’dan geliyordu. Yıllar önce Süreyya’nın 40. yaşı için ayarlamıştı. Bir arkadaşı bir uçtan bir uca öldükten sonradan gönderilmesini sağlamıştı.

Mektupta ne olursa olsun 40 yaşında yanında olacağı sözünü verdiğini anlatan Esma, “Kıskanmayın, şayet farklı alanlara yönlendirilmiş zamanlar için hepinize bir şeyler hazırlamışımdır. Sizi dürtmeden olmaz. Bensiz kalacağınızı mı sandınız. Neler oldu? Neleri kaçırdım. Hepinizi o kadar doymuş dolu yaşadım ki… Gözlerimi kapatıp bugünü düşündüğümde yanınızda gibi hissediyorum kendimi” diyordu.

Esma, mektupta herkesi bir bir anıyor ve hepsinin hayatıyla ilgili tahminler yapıyordu. Mektubu okurken, cümbür cemaat Esma’nın kendisi hakkında gelecekleriyle ilgili tahminlerine şaşırıyordu. Esma tekrar yapmıştı yapacağını. Süreyya’ya “İyi ancak doğmuşsun, iyi ancak bahçemin en nadide çiçeği olmuşsun” sözleriyle Süreyya’yı çok duygulandırırken, tekrar tekrar yanlarında olduğunu söylüyordu.

Esma’nın mektubunu okuduktan sonra izleyiciye sürpriz bir final geldi. Bahçeden ellerinde kırmızı balonlar yürüyen dizinin yönetmeni Zeynep Günay Tan ve bütün teknik takım gelerek oyuncularla kucaklaştı ve el sallayarak veda ettiler.

İstanbullu Gelin, izleyenlerin hafızasında ayrı tatlar, unutulmayacak sahneler, insana kalplere dokunan sözleriyle kalacak…