Okan Bayülgen, televizyon dizilerine isyan etti!

Okan Bayülgen, televizyon dizilerine isyan etti!

Haziran 7, 2019 0 Yazar: admin

Meşhur şov yapan Okan Bayülgen, röportajıyla ses getiren direktifler yaptı.

“Ben daha büyük bir kitleye ulaşmak için gerizekalı gibi davranan bir sanatçı ya da spiker değilim…” diyerek meşhur isimlere çıkışan Okan Bayülgen, televizyon dizilerine de laf attı.

Onur Özışık – Murat Renay ’ın GZone ’da yayınlanan röportajı…

-Bodrum ’daki mekanınız Dada Salon ’dayız. Bu mekanın doğuşu televizyonda yer almadığınız süreçten daha sonra mı başladı?

Burada bir hazırlık zaten vardı. Bu hazırlık hızlandı ve ivedilikle bu mekanı açtık.

Ben 1920 ’lerde Zürih ’deri başlayan Cabaret Voltaire ve Salon Dada işlerini çok beğeniyorum, Dadaizm akımını sanat tarihinde her dönem gereklilik duyabilecekleri girişimler olarak görüyorum. Bir yandan sanatın konformizmine savaş açarken bir yanlamasına beyinleri özgürleştirecek işler üreten o isyancı ve küçümseyen tavrı fazla güzel buluyorum. Kendimce şu an bu kafalardaki çıkışlara 1920 ’lerden fazla daha artı ihtiyacımız var.

-Peki neden Bodrum?

Çünkü benim burada babadan kalan yerlerim var. Bunları satmadım ya da kiraya vermedim. Onaltı senedir kapalı tutuyordum. Derhal onları birbiri ardına açıyor olacağım. Bodrum ’da buna benzer bir dükkan, keza resim ve video stüdyosu olacak, bir mandalina bahçesinde organik tarım ve sanatı birleştireceğiz, İstanbul ’da bir mekan açmanın hazırlığı içindeyiz. Orada bir kabare tiyatro olacak. Bir adres olması güzel, tiyatroların yerleri yok. İsimlerin tiyatroları var lakin ne yazık ama adresleri yok. Onlar için de bir adres olacak. Tiyatro fiilen her şeyden önce bir “adres”tir. Dünyadaki tiyatro isimleri hep bir adreste yer alır fakat bizdeki tiyatroların -mecburen- yaratıcı isimleri vardır ama bunlar adres içermez.

Dünya ölçeğinde bir kabare salonu olacak “Kabarett Dada”. Müzikli kabareler ve polisiye oyunlar yer alacak. Sahneye yatırım yapacağım bir iş olacak. Bizde başlıca seyircinin oturduğu sandalyenin arkasını süslemeye bakılır fakat sahne dikkatsizlik edilir, bu mekanda o kadar olmayacak. Sahne makinalarına yatırım yapacağız. “Sahnede bir şey yok lakin adam oturunca götünde fiyonk var” gibi gereksiz bir durum olmayacak.

-Çocukluğumuzda her hafta bir tiyatro izlerdik. Dormen, Kenter, Gazanfer Ülkü- Gönül Özcan tiyatrosu ve niceleri vardı. Yurtdışında defalarca devletin desteğiyle tiyatro sanatı ayakta kalmaya devam ediyor. Türkiye ’de niçin tiyatro gün geçtikçe değil oluyor ve gerekli görülmüyor sizce?

Gerçekten opera, bale ve tiyatro tüm dünyada müzelik sanatlardır artık. Bu sanatlar bir külliyatı daima sergiliyorlar. Yeni bale librettoları değil, yeni opera öyküleri değil, dolayısıyla dünyadaki tüm tiyatrolarda bu sanatın külliyatını seyircilere üretmek için sahnelenir. Özellikle Avrupa ’da tiyatro turistik bir olaydır. Londra ’ya gidip de müzikal izlemeden gelirsen ayıp edersin. Bizim böyle bir geleneğimiz yok. Bizim kendi toprağımızdan beslenmiş olan kendi orijinal tiyatromuz, köy seyirlik oyunlarından meddaha dek hepsi bütün dünya tiyatrosu açısından çok ilham verici. “E hadi gelin herkes Shakespeare oynasın” dersen buna seyirci bulamayız. Türk oyunlarını sergilesin desen buna da o kadar seyirci bulamayız.

Devlet tiyatroyu korur, tiyatro da külliyatını korur. “Klasik tiyatro çok lüzumlu mu?” derseniz, “illa da olmalı” diyemem. Ben çok klasik roman okurum lakin okumayana da “okumazsan ölürsün” demem. Dünyada yemekler vardır, hatta o yemekler de korunur. aşçıları baştan sona yaşar. Bu yemekleri yemeniz sizi toprağınıza bağlar, turist iseniz yediğiniz bu yemek yemek sizi o şehre bağlar. Fazla uzun anlatıyorum fakat tiyatronun nasıl gerekli olmadığını (!) anlatıyorum tıpkı yemek yemenin de gerekli olmadığı(!) gibi…

Yeme, içme, eğlenme ve ölme faaliyetleri gelenekseldir. Geleneksel olarak yapılırız, geleneksel olarak yeriz, içeriz, sıçarız ve sonradan da geleneksel olarak ölürüz. Bu meyanda arada geleneksel şeyleri yapmakta sakınca yoktur, o ülkenin kültürünü elde etmek iyidir. Yahut sen sadece yiyor, içiyor ve sıçıyorsan, bununla da mutluysan ben de sana mutluluklar dilerim.