Sevil Uyar, farklı Küba tatili

Sevil Uyar, farklı Küba tatili

Haziran 7, 2019 0 Yazar: admin

Katıldığı güzellik yarışmalarında aldığı dereceler ile bir anda adından bahsettiren Sevil Uyar, sonraki yıllarda tiyatro sahnesinde, rol aldığı diziler ve oynadığı filmler ile sinemada adından sıkça bahsettirmesini bildi.. O Kadar fakat önümüzdeki ay başrolünü oynadığı üç film aniden vizyona girecek…

Yogun ve yorucu çalışmanın ardından istirahat etmek için Küba ’yı seçen Sevil Uyar eşi Levent Kılıç ile gittiği bir haftalık Küba gezisinde yaşadıklarını kaleme aldı…

işte Sevil Uyar ’ın kaleminden Küba gezisi..

Küba ’daki , 1960 lardan kalma hayatı, 5 yıldızlı otellerde kalarak yok ,bir kübalı ailenin yanında onlarla bir fiil hayatı yaşayarak ,gözlemlemek ve sizlere uyarlamak ; Küba hakkında yazılmış yorumlardan sizi kurtarıp ,ayrı bir pencereden bakmanızı sağlayacak.

Buradaki hayatı birebir yaşamamıza fırsat veren ve bize 24 saat rehberlik yapan dostumuz Vlademir e anlattıklarından , yaptığı yorumlardan , ayrı bir pencereden Küba yı gösterdiği için ne dek minnet duysak azdır.

Gelelim maceramıza , İstanbul dan – Paris e ,Paris deri – Küba ya beklemeler ve aktarmalarla yaklaşık 16 saatte vardığımızda ,havaalanında başlamıştı zamanda geriye doğru seyahat . Sonunda 1960 ların dünyasına ayak basmıştık.

Anlatımlarımda Vlademir den sık sık bahsedeceğimden onun hakkında data vermenin, bize aktardıkları açısından ne kadar değerli olduğunu , kim olduğunu öğrenince sizde adalet vereceksiniz.

Vlademir in babası ,FIDEL castRO nun devir için ilk hareketi başlattığı grupta yani ; FIDEL castRO nun yakın dostlarındanmış . Köklü Değişiklik hareketini beraber planlayıp, beraber harekete geçirmişler . Beraber yakalanıp, beraber hapse atılmışlar. Yani tarihi bir fiil beraber yazmışlar . Ola Ki de kimseden duyamayacağımız, kimsenin bilmediği konuşmaları, babasından bize aktaran

Vlademir , devir müzesini gezerken; tek tek fotoğraflarla ,isimlerle anlattığında , eminim ancak onlarca kitabın bize bu devrim hakkında veremeyeceği bilgiyi, kafamıza kazımış olmakla beraber ,bu hoş duyguyu da hissettirmiş oldu…

İşin özü ilk gezilecek yerlerden biri DEVIR MUZESİ dir . Ardından CHE nin karargahı olan kale ve bulunduğu yokuş. Che nin bir zamanlar yaşamiş olduğu evi yani derhal artık müzesi …CHE nin neden burayı seçtiğine kadar o kadar detaylı ayrıntı var fakat , size tarihte bir gezi sunuyor.

Küba gezilerimizi tatlandıran HAVANA nın 1960 model arabalarıyla kent turları, OLD CITY de cadde aralarında kahve molalarıyla ,üstad ERNEST HEMINGWAY in tabiriyle HAVANA nın en iyi mojitosunu yapan yerde canlı latin müziği eşliğinde mojito keyfi . ’ ’Puro olmazsa olmazlardan ’ ’ . Hafızanıza böylece hoş kareler işleniyor ancak yıllar sonradan bile aklınıza geldiğinde yüzünüzde gülüş yaratacağından ağzınızda o puro tadını ve mojito tadını hissedeceğinizden eminim.

HAVANA da her yer 1960 lardan fırlamış sahne havası var , size de bir rol vermiş gibi .Belki figüran olur ya de başrol. O coşkuyla ordan oraya koşturacağınız ,kendinizi kaybedeceğiniz bir yer.Vlademir olmasa inanın cadde arasında kaybolmanın en lezzet vereceği şehirlerden biri.Tabii ki rehberimiz bizi uyandırıp şehirdeki mutlaka gidilecek yerlere bizi sürüklüyor adeta.

Uyandırma sözcüğünü kullandım çünkü bu sahnenin içinde muhakkak başrol olduğuna belirlenmiş olduğumuz kişinin büstünü görünce , kendimize gelip bizim ulu tarihimiz ve verdiğimiz savaşlar gözümüzün önünde canlanıverdi.Tabii ki bu birey ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK deri başkası değildi.Fidel castro ’nunda dediği gibi ,

izindeyiz ATAM…

Bu kibir dolu andan sonra fakat durağımız tütün fabrikası. Meşhur Küba purolarının üretildiği yerler .Birebir üretim yapan fabrikada bir tur fiilen ,tütünün nasıl üretildiği ,saklandığı ,seçildiği , nasıl puro haline geldiği anlatılıyor. Merakınız varsa çok ayrıntılı bilgiler veriyolar. Bizimde merakımız olduğundan bununla yetinmedik, atladık tütünlerin üretildiği yere gidip ‘VINALES ’,fabrika için tütün üreten çiftliğe misafir olduk.Puro sardık, bizim için özel puro sarıldı .

Ardından kendimizi Rom fabrikasın da bulduk. Bu anlattıklarım natürel ancak günlere yayıldı. Burada Purodan sonradan Kübalıların yerli içkisi Rom ’un yani HAVANA CLUB un nasıl yapıldığının işlemlerini takip ettik. Sokaklarda kaybolduk nerde müzik duyduysak oraya yöneldik, dünya nın birçok ülkesinden kübaya gelen ünlülerin kaldığı hotel Nacional de cuba da” cabaret parısıen” adlı Kübalı kadınların birbirinden renkli kostümler içinde , latin,afrika,müzikleri eşliğinde dans ettikleri renkli showları izledik.Geceleri Latin dans clublerinde latin dansın tadını çıkardık.

Sonunda yorgun argın eve attık kendimizi.Eve geldiğimizde kafamız defalarca soru işaretleriyle doluydu,çünkü anlatılan hayat yaşanılan hayat değildi. Burada bir savaş vardı,tabiiki de bütün tekrar hayat mücadelesi var, olmalı da.Şayet buradaki yasam mücadelesi farklı geldi bize….

Biraz da yanında kaldığımız aileden bahsetmek istiyorum; biri elektronik mühendisi, eşi de psikolog iki erkek çocukları olan güler yüzlu sempatik ve eğlenceli bir aile. Bir kahvaltı tutkunu olan biz her sabahtan kahvaltı yapmadan çıkmadık sehir turuna, Türk mutfağının benzersiz kahvaltısı gibi bol olmasada yemekleri lezzetliydi, kahvaltıları da cidden… Aileden birkaç yemek yemek tarifi öğrendik Mutfaklarında birlikte yaptık. Yemeklerin yanında cips veya patates kızartması olarak hazırladıkları kıtır kıtır, fantastik bir bitkinin, patates cipsi değin tad verdiğini öğrendim bu bitkinin adı malanga, cok lezzetliydi.Butun bıtkılerı organik kimyasal tarım ilaçları olmadan yetişiyorlar . Anadilleri İspanyolca İngilizce cok haberdar olan değil,Para birimleri de peso turistler cuc kullanıyor. Kuba ya ilk uçaktan indigimde yeni yerler görmeyi, yeni insanlarla tanışmayı ve tarihi keşfetmeyi düşündüğümde cok heyecanlanmıştım.Ben kübaya bir turist olarak gitmek yerine orayı yasamayı istedim ee fazla meraklı bir kişiliğim olması beni bu ülkeye getirmeyi özendirme etti. İyi ancak gelmişiz.:)

Gelelim rehberimize Vlademir; eski gazeteci ve kılavuz cok eğlenceli biri, eşi hekim(hepatitB,aıds,gibi hastalıkların istatisliklerini ülke genelinde inceleyen…) ayda 60 TL kazanıyor.şaka yok doğru.Anlatıldığı gibi 2 kg et,1 ay yetecek yumurta,birey başı tavuk verilmiyor,Devletin verdikleri anca bir hafta yetiyormuş sonrası ise muamma… İnanması şiddet tabii.. Kızlarıysa lise öğrencisi, koyu rock müzik hayranı benim üzerimdeki rocker tişörtü cok beğendiğini söylemesi benim için minik bir şeyin onun için ne değin ayrı olduğunu hissettirdi ona hediye ettiğim de gözlerinin parıldaması görülmeye değerdi. Küba nın pahalı olmasından dolayı eğlence ve yemek yemek yerlerine gidememeleri de benim için can sıkıcıydı olası olduğu değin ben ve eşim ailesini de gittiğimiz yerlere götürdük… Annesine makyaj malzemeleri,sabunlar ve peştamel hediye ettiğimizde birincil defa görüyormuş gibi sevinmeleri, beni fazla üzdü, içim burkuldu… ihtiyaçları vardı daha fazlasına işte elimden fazlası gelseydi onları mutlu etmek isterdim ama ben ve eşim bana kalırsa burada bir yasam mücadelesinin olduğunu gördük bu vakit yolculugumuzda ben kendimi uzaydan gelmiş gibi hissettim ağlamalımıydım? Gülmelimiydim? bilemedim fakat öbür bi duygu arasında kaldım hersey buradaki eğlencelerden ibaret değildi bizim görüp yaşadıklarımız hayatın taaa kendisydi küba lı ailenin ayakta kalma mücadelesi…

Idare biçiminin ayrı olduğu bu ülkede; Küba ’lılar Fidel castro ve Che Ernesto Guevara yı nasıl fazla sevdiklerini ilgiyle dinledik lakin bir pek da mutsuz olduklarını yüreklerinin derinliklerinde hissettik onlara bu yaşam azdı bence…çok şeyler yazılabilir bu konu hakkında lakin ”KÜBALILARIN ’ ’ orada söylediği bir cümleyle bitirmek istiyorum yazımı,gerisini merak edenler mutlaka gitmeli bu süre yolculuğuna derim…